Thursday, March 27, 2008

Bu Dünya Orospu Çocuğu: Neden? -2-

http://www.youtube.com/watch?v=crU12sgcrfU

bir de bu var

http://evrenselmuzik.blogspot.com/2007/10/norrda-infinite-face-2007.html

Bu Dünya Orospu Çocuğu: Neden? -1-

PARİS GÖBEK DANSI YAPTI


İşte o şov

Miss Turkey 2008'in final gecesinde Dans şovu yapan Asena, Paris Hilton'u sahneye davet etti. Daveti geri çevirmeyen Hilton, Asena'yla birlikte dans ederek seyircilere keyifli anlar yaşattı.
İstanbul’a gelen dünya starı Paris Hilton, Hürriyet’e verdiği röportajda samimi açıklamalarda bulundu.

Birçok işle uğraşıyorsunuz ama sizin için öncelikli olan nedir?

Evet, birçok şey yapıyorum. Oyunculuğu, modelliği, şarkıcılığı çok seviyorum ama benim asıl odaklandığım nokta kendi markam ve şirketim. Birçok kıyafet, aksesuvar üretiyoruz. Aynı zamanda yapımcıyım, TV programları yapıyorum. Hangi birini öne çıkarabilirim ki!

Günlük kazancınızın 1 milyon dolar olduğu söyleniyor, doğru mu?

Para hakkında çok fazla konuşmak istemiyorum ama doğru, galiba günde 1 milyon dolar kazanıyorum.

Buraya gelmeden önce Türkiye’nin siyasi ve sosyal yapısı hakkında bilgi edindiniz mi? Türkiye’deki siyasi gelişmeler hakkında bir şey duydunuz mu?

I love shopping... Beni sadece alışveriş ilgilendirir!


Kaynak: Müthiş gazete hörrrrriyet!

Tuesday, March 25, 2008

Şikayetname!

Varlık içinde doğmuş, yoksullardan yalıtılmış okullarda okumuş, gelecek için kaygı duymamışların sapmaları muhtemel iki yol vardır: Ya varlıklarını tüketmek için yaşayacaklar ya da varlıklarını tüketirken yaşayacaklar. Yani varlıklarını araç ya da amaç olarak kullanacaklar. Sadece tüketmeyi seçen, varlıklarının esiri olanlar kültürsüz züppelere dönüşürlerken, varlıklarına hükmedebilenler kültürlü züppeler olacaklardır. Ressam kılıklı ressam, şair kılıklı şair, sanatsever işadamı, galeri sahibi mirasyedi… Yokluk içinde doğanların da iki yol uzanır önlerinde: Ya yokluğun verdiği cesarete boyun eğecekler ya da ona hükmedeceklerdir. Boyun eğenler sokak serserilerine dönüşürlerken, yokluğa hükmedebilenler etiketleri altında ezilecek ‘büyük adamlar’ olacaklardır. Doktor kılıklı doktor, mühendis kılıklı mühendis, hayırsever işadamı… Birine varlık diğerine de yokluk bahşedilmiş. Varlığın verdiği güvenle yola çıkanlar alt kültürü, yokluğun verdiği cesaretle yola çıkanlar da üst kültürü anlayamazlar. Üst kültür sanat, alt kültürse hayat sayılır. Üsttekiler sanatı, alttakiler de hayatı tekeline alır ve bu benimseyişle övünürler. Oysa herkes için bir üçüncü yol vardır. Varlık içinde doğup sokağı merak edenler, yokluk içinde büyüyüp sanata merak salanlar; kendilerine giydirilen kimliği yabancılayanlar. İki din, iki dil, iki ırk, iki kültür, iki aşk arasında parçalananlar. Ait olmadıkları kültüre yamanmaya çalışan zavallılar, işte gerçek sanatkarlar, gerçek korkusuzlar, gerçek serseriler. Geri kalan herkes figüran.

Salik Celal

Monday, March 24, 2008

"having sex" Vs "making love"

Efendim, yine ince ve na'mahrem(!) bir konu ile karşınızdayım.

Bendeniz; masturbasyon (halk arasında "31 (otuzbir)" olarak bilinir) yaparken, çoğu zaman, sevişmekten daha fazla keyif alırım. Aslında keyif demeyelim de mantık süzgecimden geçince daha manalı olur. İşte bu amaçla yapılan işe ben; "having sex" derim. O yüzden sevişmek ile seks yapmak farklı şeylerdir!

Neden 31?
Bunun en önemli sebebi zamandan tasarruf sağlamasıdır. Durup dururken aklımızın uçkurumuza gitmesinin sebebi, biz erkeklerde, dolmaya başlayan sperm keselerimizdir. E malum, sürekli bir üretim olduğuna ve konteynırda da sınırlı bir yer olduğuna göre buranın boşaltılması gerekir. Bu boşaltma da iki türlü olur; ya rüyanızda jenifer lopez ile sevişirsiniz ya da sağ veya sol elinizi kullanırsınız. Rüyada olursa uyanınca pislik olur, elinizle olursa kısa ve temiz olur.

Sevgilinin yerini alabilir mi?
Vallahi, benim için alır. Sevgiliyi ne için istediğinizle de alakalı bir durum ama benim hatun bu durumdan pek de şikayetçi durmuyor. Hoş, kendisine "sevişmek istemiyorum" demiyorum. Şu yaşımızda bunu dersek ilerde ne olur şeklinde düşünmesin diye "görev temelli" bir çalışma prensibi ile hareket ediyorum. Psikologların ya da danışmanların dediği gibi "birlikte boşalmak sevişmenin anahtarıdır. Birbirinize saygı duyun...vb" saçmalarla uğraşmıyorum. Bir kere mantıken beyinsizlik örneği olan bu şeyler, hayvani duygularla biririni "düzen!" iki insandan saygı gibi hesaplanması ve kısa sürede karara bağlanması gereken bir hareket bekler ki bu tamamen birbirini kandırmak, doğallığı bozmaktır.
Fikirlere saygı duyarım ama inanmak zorunda değilim. Bu yüzden bir erkeğin kalkıp da "ben sevgilimle boşalınca, onu bekleyince daha bir zevk" alıyorum demesi psikolojik bir manyaklıktır, düpedüz gerizekalılıktır.
Bu işin özü hormondur, mekaniktir ve erkek için sınırlıdır. Öyle zincirleme orgazm gibi fantastik şeyler yoktur bizde. Öyleyse kendimizi kandırmayalım, keyfimize bakalım!

Seks, seks için midir?
Bence öyledir. Buna anlamlar yüklemenin, etrafta mum yakıp ortamı yumuşatmanın anlamı yoktur. Bir saat sonra:
-Daha hızlı aşkım! daha hızlı
ya da
-Parçala Behçet parçala beniii!!!

diye inleyecek çiftlerin ortamla falan uğraşmasına karşıyım! Zaman kaybı bir kere!
Git, seviş, toparlan sonra da adam gibi oturup sohbet et, eğlen, coş.
Bir düşünün; haftada 3 kere sevişen bir çift bu saçmalıklara ayırdıkları zamanla her ay 1 gün=24 saat kaybediyor. Yazıktır, günahtır!

.... devam edeceğim



Vatandaş: Ulan İlhan Selçuk içerde, Nevruz diye kan gövdeyi götürüyor sen hala nelerle uğraşıyorsun!

Saturday, March 22, 2008

Yılmaz Özdil, sen çok yaşa!

Nalıncı keseri

YARGITAY Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Anayasa Mahkemesi'nde kapatma davası açtı...

*

Bunu duyan Başbakan Erdoğan, hukuka büyük saygısı olduğu için, "Yargıya intikal eden konular üzerinde konuşmamız yanlış olur" dedi.

Meclis Başkanı Toptan da, devleti temsil eden, sorumlu bir siyasetçi olduğunu kanıtlayıp, "Türkiye bir hukuk devletidir, Anayasa Mahkemesi'nin en doğru kararı vereceğine inanıyorum, herkes hukuka güvensin, müsterih olsun" dedi.

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ise, her zamanki gibi mantıklı ve olgundu, "Adalet Bakanı olarak, yargıya intikal eden bir konu hakkında yorum yapmam uygun olmaz, ancak şunu söyleyebilirim ki, siyasilerin kendilerini, davranış biçimlerini çek etmelerinde fayda var" dedi.

Eski Adalet Bakanı ve şimdiki Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ise, dayanamadı, vatandaşın duymak istediği en doğru cümleleri kullandı, "Hizmet için seçilenler, kavga çıkması, gerginlik olması için olaylara adeta çanak tutuyorlar, çok net iddia ediyorum, partinin kapatılmasını en çok siyasiler istiyor, yoksa bu kadar ahmakça politika güdülemezdi" dedi.

*

Ama ne zaman dediler bunları?

DTP için dava açıldığında!

*

Şimdi ne diyorlar?

"Garabet..."

"Yüz karası..."

"Halkı da kapatın bari!"

"Görülmemiş utanç..."

"Savcı yargılansın!"

"Savcı da ölümü tadacak!"

*


Zaten anlatmaya çalıştığımız bu...

Hukuk, bir gün herkese lazım!

Thursday, March 20, 2008

dinlerim kur'an-ı amaaa...

Dinlemeyi severim ne yalan söyleyeyim şimdi. Özellikle Kani Karaca gibi Türkçe'nin tavrıyla, Türk musikisinin tonlarında okuyanlar mest eder beni.
Yalnız, şu "kuran bülbülü", "mısırlı inanılmaz ses" vb. diye çıkartılıp dinlenilen dostlar beynimi siker! İçimi karartır, 3 damla da keyfi vermez. Allah biliyor ya, eğer tek kaynak onlar olaydı dinlenebilecek kesin islamiyeti seçmezdim...

Not: Offf, şimdi link koymak için tekrar döndüm de bu kuran bülbülü'ne... Baydı beni baydı. Bir de millet göz yaşlarını tutamıyormuş. Ben o milletin gözünün ortasına sıçayım!