Thursday, August 14, 2008

Tehcir Kanunu`nun icerigi

Bizde adettir, bilmeden konusmak. Hele "entel" gorunmek iddiasiyla orada burada boy gostermek yok mu!
Buyrun bakalim kanunun icerigi neymis:


"Tehcir Kanunu" olarak bilinen; fakat geçici kanun mahiyetinde olan ve asıl adı "Savaş zamanında hükümet uygulamalarına karşı gelenler için asker tarafından uygulanacak önlemler hakkına geçici kanun" 27 Mayıs 1915 tarihinde kabul edilmiştir[1]. Kanun, 1 Haziran 1915 günü dönemin Resmi Gazetesi Takvim-i Vekayi'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir[2].

Söz konusu geçici kanunun birinci maddesi; ordu, kolordu ve fırka komutanlarına, savaş sırasında Hükümetin emirlerine, ülkenin savunulmasına ve huzurun korunmasına karşı çıkanlara, silâhlı saldırı veya direnişte bulunanlara karşı derhal askeri önlem alma, tecavüz ve direniş sırasında isyancıları yok etme yetkisi vermektedir. İkinci madde ise aynı komutanlara, casusluk ve vatana ihanet ettikleri anlaşılan köy ve kasaba halkını, tek tek veya toplu halde başka yerlere sevk ve iskân ettirme yetkisi vermektedir.

10 Haziran'da çıkarılan bir kararname ile, nakledilen kişilerin mallarının nasıl tasarruf edileceği açıklandı[3]. Bir başkan ile, biri idari diğeri de maliyeci olmak üzere iki üyeden oluşan Terkedilmiş Mallar Komisyonu kurulmuştur. Bu komisyonların amacı boşaltılan köy ve kasabalardaki Ermenilere ait malları tespit ederek, ayrıntılı defterlerini tutmaktır. Bu defterlerden biri bölgesel kiliselerde korunacak, biri bölge yönetimine verilecek, biri de komisyonda kalacaktır. Bozulabilir eşya ile hayvanlar açık arttırma ile satılarak parası korunacaktır. Komisyon gönderilmeyen yerlerde, bildiri hükümlerini bölgelerdeki görevliler yerine getirecektir. Bu malların Ermeniler dönünceye kadar korunmasından hem komisyon, hem de bölge yöneticileri sorumlu olacaktır.


Kanuna tabi olanlar
Yer değiştirme kararı bütün Ermenilere uygulanmamıştır. Katolik ve Protestan mezhebinde bulunan Ermenilerin yanı sıra, Osmanlı ordusunda subay ve sıhhiye sınıflarında hizmet gören Ermeniler ile Osmanlı Bankası şubelerinde ve bazı konsolosluklarda çalışan Ermeniler devlete sadık kaldıkları sürece göçe tabi tutulmamışlardır. Öte yandan, hasta, özürlü, sakat ve yaşlılar ile yetim çocuklar ve dul kadınlar da sevke tabi tutulmamış, yetimhaneler ve köylerde koruma altına alınarak ihtiyaçları devletçe, Göçmen Ödeneği'nden karşılanmıştır. Yer değiştirme uygulamasına tabi tutulan nüfus içerisinde yer alan Halep'teki 26.064 Ermeni nüfusu, göç ettirilenler içerisine dahil edilmemiştir.

--
----

Bitirmeden sunu da soyleyelim; bu sayfa Wiki`den aynen alindi. Guvenirligi, baska kaynaklar tarafindan test edildigi icin dildeki duzen ve hitabet sebebiyle bir daha yazmayi gerkeli gormedim.
Yalniz, siz ayni konunun ingilizce sayfasindaki duruma bakar misiniz nasil basliyor:
"The Tehcir Law was part of the special measures against the Armenian population taken by the Ottoman Empire during the Armenian Genocide. This was coupled by a second set of order given to the special organization for the elimination of the evacuated populationalso including the alleged taking care of the vacated properties"


Haa! Kim propaganda yapiyorun cevabi iste burada.

Bunlarin hepsi dururken "benim ailem, yani bundan 2 nesil oncem Ermenileri, tipki Nazilerin Almanlara karsi yaptigi gibi sirf ermeni olduklari icin kestik" diyecek insanlar, lutfen buyrun. Mantik ve bilgi dahilinde sohbet edelim...

15 comments:

gaykedi said...

resmi tarihe fazla kaptırmıyor musun kendini herackles? daha düne kadar devletimiz kürt olmadığını, kürtlerin türk olduğunu falan iddia ediyordu da hani o bakımdan soruyorum :p

bence ermeni olayları devletimizin görmezden geldiğinden çok daha büyük ve ciddi bir facia, atatürk'ün deyimiyle bir fazaat (Alçaklık, edepsizlik, hayasızlık).

herackles said...

Resmi tarih mi?
Yapma gozunu seveyim gaykedi. Kocaryan`in lafini okuduktan sonra buna daha nasil yaklasilir bakar misin?

Oncelikle Ataturk ne demis beraberce bir daha bakalim istersen:

"İngilizlerin sulh zamanında ve harp sahasından uzak olarak İrlanda'ya reva gördüğü muameleye hemen hemen kayıtsız bir şekilde bakan dünya efkarı, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz." ( Clarence Streit, 27 Mart 1921, Pennsylvania's The Public Ledger.)

Soyledigin sey ne yazik ki dogru degil. Ve sanirim "Emile Hilderbrand" ismindeki birinin yaptigi hayali bir roportajdan alinti.

Ilber ortayli eski arsivleri gezerken "cuma namazi sonrasi yine bir saldiri" diye kac defa gozune ilisen kayitlardan sonra "bu insanlar nasil o kadar sure sakin kalmislar, sasiriyorum. Cunku ortada agir bir tahrik var" demisti.

Devletimizde kurt olmadigini soylemek baska mesele, bu is baska. Ortada Rus kaynaklari, Osmanli kaynaklari var. Bir tanesi ermeni tehcirini yapan, digeri de buna sebep olup Erzuruma giren ulke. ve ikisi de ermenilerle ilgili soyledikleri cakisiyorsa senin bu durusunu izah etmen ve bunu kaynaklara dayandirarak yapman gerekir. Cunku, bir ulkenin uzerine "kasap" yaftasini yapistirmaya niyetli olanlarin kaynaklari tartisma goturmez olmalidir.

Seninle fikir-teatisini ne kadar cok sevsem de bu konuda yeterince okumadigini ve insan sevgine bagli olarak on-yargili yaklastigini dusunuyorum.

gaykedi said...

mustafa kemal bu ifadeyi 24 nisan 1920'de meclis konuşmasında kullanmış. radikal bu konuda yeni bir yazı dizisine başlıyor ben merakla bekliyorum.

herackles said...

Sevgili Gaykedi,

24 Nisan acilis konusmasinda boyle bir ifade kullanmamistir Ataturk.
Lutfen konusmayi bulup oku.
Ben sana oradan onemli bir paragrafi buraya aliyorum. Umarim artik bu konuda "karalama" kampanyasi duzenlemis olanlarin kotu niyetini ve yalanciligini da gorebilirsin bu ornek yardimi ile:

"İngiliz siyasi temsilcisi, İngiliz Dışişleri Bakanlığı adına hükümetimize bir nota verdi. Notada şöyle deniliyordu: önce, itilâf devletlerine karşı başlatılmış olan ve Yunanlıları da içeren eylemleri durdurunuz. lkinci olarak, Türkiye'de Ermenilere karşı yapılan soykırımdan vazgeçiniz. işte bu iki önerimizi yerine getirmeniz durumunda İstanbul size bırakılacaktır.
...İkinci istek ise, ülke içinde soykırım yapılmaması ile ilgiliydi. Ermenilere karşı böyle bir tutum yoktu ve olay doğru değildi. Ülkemiz gerçeklerini hepimiz biliyoruz. Hangi yörede Ermenilere karşı soykırım yapılmıştır veya yapılmaktadır?"

Suraya dikkat:
"İşte böylece, geleceğe yönelik çıkarlarını, çeşitli baskılarla bütün dış ülkeleri aleyhimize çevirmekte gören bazı kuruluş ve unsurlar ise, tarafımıza yöneltilen bu akımı temelinden yıkmak ve bütün dış ülkelerin milletimiz lehine, düşüncelerinde değişiklikler olmasına fırsat vermemek için, tümüyle yalan olan en son Ermeni soykırımı uydurmasını düzenlediler ve açıkladılar. Aslında pek az ve basit yalanlama araçlarımız olan gazetelerimize de, son derecede etkin bir sansür uygulayarak hiçbir araçla medeni dünyaya karşı haklarımızı korumamıza imkân tanımadılar. Böylece, insanlık hukukunun kutsal kuralı olan kendi kendini koruma hakkından da milletimizi tümüyle yoksun bırakarak, kamu oyunu ve dünya milletlerinin fikirlerini harap durumdaki ülkemiz ve ezilmiş milletimizi birçok suçlamalarla lekeleyerek büyük çapta etkilediler."

Bilmiyorum, bundan sonra sana o yanlis bilgiyi kasitli olarak verenler hakkinda ne dusuneceksin?

gaykedi said...

beni yoruyorsun herackles yaa :p


[....Geçen gün tuhaf bir gerçek ortaya çıktı. Taner Akçam, Ermeni sorunuyla ilgili yazdığı kitaba, Atatürk'ün 'Utanç verici olay' diye bir sözünü başlık almıştı. Atatürk'ün bu konuşmayı Meclis'in gizli oturumunda yaptığı da söylendi... Bu konuşmanın Meclis zabıtlarında sansürlendiği de söylendi... Hangi görüş doğru?

Atatürk, 24 Nisan'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışı nedeniyle yaptığı ilk Meclis konuşmasında bu sözü söyledi. Atatürk, bu sözün geçtiği bölümde, 'Karşıtlarımız (İtilaf devletleri) bize tehditte bulunuyorlar. Memleket dahilinde katliam yapılmamasını istiyorlar. Bu iddia geçersizdir... Memleketimizin hangi kıtasında Ermenilere karşı katliam yapılmıştır veya yapılmaktadır' diyor. Ve hemen sonra da, ekliyor. 'Harbi Umumiye'nin (Birinci Dünya Savaşı'nın) başlangıç safhalarından bahsetmek istemem. Zaten İtilaf devletlerinin bahsettikleri de bittabi maziye ait fazahat' diyor.

'Fazahat' ın anlamı nedir?

Kaynak Yayınları'na göre 'fazahat'ın Türkçesi, 'utanç verici işler, alçaklık' tır. Dolayısıyla Atatürk, Ermeni olaylarıyla ilgili olarak 'utanç verici işler' diyor. 'Bugün böyle bir olay yok ama, dün vardı. 1915'te utanç verici bir şey olmuştur ve İtilaf devletleri de zaten bugünden değil; geçmişe ait utanç verici, alçakça işlerden bahsediyor' diyor....] "#"

herackles said...

O konusmanin devami soyle gidiyor:

". Ermenilere karşı böyle bir tutum yoktu ve olay doğru değildi. Ülkemiz gerçeklerini hepimiz biliyoruz. Hangi yörede Ermenilere karşı soykırım yapılmıştır veya yapılmaktadır? Genel savaşın başlangıcından söz etmek istemiyorum. Aslında, itilâf devletlerinin de bahsettikleri doğal olarak geçmişe ait durumlar değildir"

Yalniz, benim bir onceki yorumumda alintiladigim yere dikkat edersen, ikinci parcada ne diyor?
"...tümüyle yalan olan en son Ermeni soykırımı uydurmasını düzenlediler ve açıkladılar"

Hal bu iken hala Ataturk`un bunu kabul ettigini nasil soyleyebilirsin?
Ustune ustluk Ataturk ittihaci olarak bilinen bircok kisiye maddi ve manevi arka cikmisken bu soylediklerinin asli olabilir mi?

Ortada koskoca bir konusma varken birilerinin sadece osmanlica bir kelimeyi kendilerine gore yorumlayip bir de uzerine kendilerine gore "farazi" anlamlar yuklemesini ciddiye almani ancak Ataturk`un yukarida bahsettigim sozlerini ciddiye almamani neye baglayabiliriz sence?

Bunun da otesinde senin dusunceni bilmiyorum acikcasi. Sen, 1915 oncesinden baslayarak gelisen olaylar neticesinde Ermenileri ne kadar suclu goruyorsun?
Tehcir meselesini "soykirim" mi, "katliam" mi yoksa "tehcir" olarak mi goruyorsun?
Sanirim bu konudaki fikrini net bir sekilde anlarsam ona gore daha duzgunce kaynaklari sunabilirim.

Tabi konunun bir diger siyasi boyutu ise bu meseleyi Turkiye icerisinde savunan kesimlerin "Ataturk" ile kavgali olan kurt milliyetcisi ve komunist&sosyalist kokenli solcularin olmasi. Sence boylesi bir grup ne kadar guvenilir olabilir? Sirf hamaset duygulari ile ise girisen ve tarihsel gercekliklere bakmayan bir guruhun sozlerinden bir millet komple "katil / kasap" ilan edilebilir mi? Hadi bir adim daha ileri gideyim ve sorayim "sen kendini, hicbir tarihsel gerekceye dayanmayan bu iddialar sebebiyle, kasap olarak gormeyi kabul ediyor musun?"
Lutfen metindeki sorulara sirayla cevap ver. Sakin son cumlemi "ajitasyon" olarak algilayip sadece ona cevap verirlik etme :)

gaykedi said...

bu olayları nasıl gördüğümü yukarıda söylemiştim herackles;

"...bence ermeni olayları devletimizin ve çeşitli milliyetçi çevrelerin görmezden geldiğinden çok daha büyük ve ciddi bir facia..."

bir önceki yorumda "verdiğim linki" okudun mu bilmiyorum onun üzerine daha fazla şey söylemek istemiyorum ve sol bakış açısına sahip aydınları sağ aydınlardan çok daha dürüst ve kendime yakın bulduğumu ekliyorum...

herackles said...

Okudum, okumaz olur muyum hic.
Yalniz Sabanci universitesindeki kisi ile T.Akcam`in yazilarini uzun zamandir takip ederim.

Merak ettigim konu verdigim delillerin seni neden tatmin etmedigi?

Ermeni Tehciri`ni "daha feci" bir olay olarak gormene sebep olan yazilar tarihi ise, benim burada acikladigim tarihi yazilar neden ilgini cekmiyor?

Hadi Osmanli`nin arsivlerini ciddiye almiyorsun hatta "resmi tarih" olarak dusunuyorsun. Peki ya Rus arsivleri? Kocaryan`in soyledikleri? Hatta dasnak`in basi ve ilk Ermeni Cumhurbaskani`nin raporu? Butun bunlari neden ciddiye almiyorsun?

gaykedi said...

o bahsettiklerinin hepsinden haberim var herackles, üzgünüm ama kafamda oluşan imaj bu. murat belge'yi değil de perinçek'i kendime daha yakın bulacak değilim sonuçta.

herackles said...

Ama bu olay "kisiler" uzerinden degil ki. Sence belgenin varligi mi onemli yoksa o belgeyi kimin cikardigi (ya da cikarmadigi) mi?

Uzun zamandir seninle yazistigimiz kadariyla edindigim izlenim senin kisilere degil fikirlere onem verdigin.
Belgeyi Perincek`in -kendisi T.Akcam gibi bir tarihcidir- rus arsivlerinden cikarmis olmasi (ki bu belge dasnak ile ilgili olandir) belgenin dogrulugunu zedeler mi?
Bir diger belge de Genel Kurmay`in sayfasindaki Rus askerin anilari.

Simdi bu iki belgeyi dikkate almamanin sebebi sadece onlari ortaya koyan, bulan insanlarin dusunceleri mi?
Diger taraftan bakarsak sence neden Murat Belge, Taner Akcam vb. bugune kadar bu tarz bir belgeyi ortaya cikarmamistir?
Buradan kisilerin tarih bilimi icin degil siyaset icin calistiklari yonunde bir izlenim dogmaz mi?
(umarim seni sIkmiyorumdur ama inan anlamaya calisiyorum. Meselenin dogrusu bir tek olduguna gore ikimizden biri ya yaniliyordur ya da asiriya kaciyor olmali.)

gaykedi said...

birde gündüz aktan var mhp'den aday olan :p

[...kısa, derli toplu, kolayca okunan bir kitabı önereyim. Sefa Kaplan'ın derlediği "1915'te Ne Oldu?" adlı kitapta Gündüz Aktan'dan Şükrü Elekdağ'a; Taner Akçam'dan Halil Berktay'a, tüm farklı görüşler dile getiriliyor. İşinize gelen 'ölü' sayısını oradan seçebilirsiniz! Mesela, "En iyisini büyüklerimiz bilir" diyenler, bizim Dış İşleri mensuplarının dile getirdiği 300 bini ... "Tarihçiler ne söylüyor" diyenler ise 600 ila 800 bini tercih edebilir. "Tamam ama Ermeniler de Türkleri, Müslümanları kesti" diyenler için de çarpıcı bilgiler var kitapta....] "#"

herackles said...

O kitaba ulasma sansim -mevki rantsizligim sebebiyle- ne yazik ki yok.
Sen okuyabildin mi?

Yalniz hala neden bahsettigim iki belgeyi ciddiye almadigini soylmemissin.

Ek: Pilav tarifime biraktigin notu tekrar okuyunca dayanamayip patlicanli pilav yaptim, kendimden gectim :)

gaykedi said...

sana ulaştırmak isterdim o kitabı ama şu an baskısı tükenmiş herackles. bu arada afiyet olsun, pul biber ektin mi üstüne pilavın biraz? peki ya yanında, şöyle dereotluyla süslenmiş az sarmısaklı bir cacık ya da serin bir ayran var mıydı? :D

herackles said...

Pilavdan otesi lukse girer. Hem zaten gurbette luks olursa onun adi gurbet degil "keyif" olur. Birak, benimkisi gurbet kalsin. Yoksa gevser, hedeften uzaklasirim.

adam said...

Dün gece girecek misin bu derin konulara diye sorduğumda;
-yok
demiştin. Meğer sen zaten dibine kadar girmişsin dostum. Beni sorarsan, inanacağıma inanmışım bugüne kadar, dogmatik birisiyimdir zati. Gaykedi,resmi tarih demiş.Varsın herkes inandığını savunsun.Konuşmaktan,tartışmaktan bir zarar gelmez.